Gürcistan / Borjomi ve Ahıska

Borjomi ve Ahıska Gezi Notlarım

Yaklaşık bir buçuk ay süren Gürcistan seyahatimin son iki durağı Borjomi ve Ahıska oldu. Dönüş yolunda, gelirken kullandığım Sarp Sınır Kapısı ve Karadeniz sahil yolunu tekrar kullanmak yerine, Türkgözü Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye geçip Posof, Ardahan, Kars, Erzurum, Sivas ve Tokat üzerinden eve dönmeyi planladım. Böylece önceki seyahatlerimde görmeden geçtiğim Borjomi ve Ahıska’yı da gezme fırsatı buldum. Dönüş yolundaki bu iki Gürcü şehri, biri doğası diğeri tarihiyle, Gürcistan gezime güzel bir veda oldu.

Borjomi

Borjomi denince akla ilk gelen şey, dünyaca ünlü maden suyu oluyor. Benim de ilk durağım şehir merkezindeki Borjomi Merkez Parkı oldu.

Parkın girişinden içeri girdikten hemen sonra meşhur maden suyu kaynağına ulaşıyorsunuz. Açıkçası kaynağın bu kadar girişe yakın olmasını beklemiyordum. İçeride nasıl bir ortamla karşılaşacağımı bilmediğim için yanıma, daha önce marketten alıp içtiğim Borjomi şişesini alarak gitmiştim. “Bir şişe doldurur çıkarım.” diye düşünüyordum. Kaynağın başına vardığımda ise manzara bambaşkaydı. İnsanlar yanlarında getirdikleri büyük pet şişeleri, bidonları, hatta küçük damacanaları dolduruyordu. Bunu görünce ben de karavana geri dönüp bulabildiğim daha büyük şişeleri aldım ve ikinci kez kaynağa geldim. Kaynaktan çıkan su hafif sıcak. İlk yudumda alışık olduğumuz maden suyundan biraz farklı geliyor. Ancak birkaç şişeyi karavandaki buzdolabında soğuttuktan sonra marketten aldığım Borjomi maden suyundan neredeyse hiçbir farkı kalmadı. Bu suyun sindirim sistemi başta olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiği söyleniyor. Suyun ünü sadece Gürcistan’la sınırlı değil; dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor.

Kaynağa dair ilginç olan ise tarihi. Anlatılanlara göre bu doğal kaynak yaklaşık bin beş yüz yıldır hiç kesilmeden akmaya devam ediyor. Bugün doldurduğunuz su, yüzyıllardır aynı noktadan çıkan suyun devamı. Su kaynağını gördükten sonra parkın yürüyüş yolunda biraz vakit geçirdim. Dere boyunca uzanan yürüyüş parkuru oldukça keyifli. Çevre düzenlemesi gerçekten çok başarılı. Büyük ağaçların gölgesinde yürürken şehrin içinde olduğunuzu unutuyorsunuz. Yolun sonunda bir şelale bulunuyor. Bu ikiz şelale ve ortasınaki heykel yürüyüşü tamamlayan hoş bir durak olmuş. Borjomi’ye sadece su doldurup çıkmak için değil, parkta birkaç saat geçirmek için de zaman ayırmanızı öneririm.

Eylül ayında Merkez Parktaki su kaynağının hemen yakınında kolaylıkla park yeri bulabildim. Daha yoğun bir sezonda gelirseniz şehir merkezindeki tren garının önünde park edip dereyi takip ederek yapacağınız yürüyüşle de Merkez Parka ulaşabilirsiniz. Hatta benim gibi otomobillere meraklı biriyseniz bu yolda park halindeki modifiye edilmiş Jeep Wrangler’lar ilginizi çekecektir.

Merkez parka giriş ücretli. Ama bir kez bilet aldığınızda, şişelerinizi aracınıza bırakıp geri gelip tekrar bilet almadan giriş yapabiliyorsunuz.

Yanında şişesi olmayanlar için girişe yakın hediyelik eşya mağazalarında boş şişe satılıyor. Eğer su almayacak, sadece tatmakla yetinecekseniz su kaynağındaki görevli ablalar, kullan at bardaklarla size su ikram ederken güler yüzle hoş geldiniz diyorlar.

Ahıska

Borjomi’den ayrıldıktan sonra sırada Ahıska vardı. Burası Gürcistan seyahatimin son uğrak noktasıydı. Türkiye’ye geçmeden önce Osmanlı’dan izler taşıyan bu tarihi şehri görmek istiyordum.

Şehrin en önemli noktası, restore edilerek yeniden ayağa kaldırılan Ahıska Kalesi ve çevresindeki tarihi yerleşim alanı. İlk girişte bilet gişesi bulunuyor ancak girişi kontrol eden herhangi bir görevli yok. İnsan ister istemez “Acaba bilet almadan da giriliyor mu?” diye düşünüyor. Siz yine de biletinizi mutlaka alın. Çünkü tarihi alanın içinde ilerleyip kaleye, medreseye ve kiliseye çıkan merdivenlere ulaştığınızda bilet kontrolü yapan görevliler bulunuyor. Sanırım girişteki restoran ve kafelere gelen ziyaretçilerin rahatça dolaşabilmesi için kontrol noktasını biraz daha içeride konumlandırmışlar.

Restorasyona gelince; son yıllarda restore edilen bazı tarihi yapılarda eski dokunun tamamen kaybolduğunu görebiliyoruz. Ahıska’da ise tam tersini hissettim. Restorasyon tam kararında yapılmış. Orijinal malzemelere ve mevcut mimariye mümkün olduğunca sadık kalınmış. Yeniden yapılması gereken bölümler yapılmış ama ölçü kaçırılmamış. Tarihi yapıyı yenilemişler, tarihini ise silmemişler.

Tarihi alanın içerisinde kale, cami, medrese, kilise ve avlular arasında rahatça dolaşabiliyorsunuz. Farklı dönemlerden kalan yapıların aynı alan içerisinde bir arada bulunması Ahıska’yı daha da ilginç hâle getiriyor. Yukarı çıktıkça hem surları hem de şehri farklı açılardan görmek mümkün. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız burada beklediğinizden daha fazla vakit geçirebilirsiniz.

Ahıska’da gülümseten bir an:

Gezerken en çok dikkatimi çeken yapılardan biri, Osmanlı döneminden kaldığını tahmin ettiğim beyaz mermerden bir şadırvan ve sütunları oldu. şadırvanın fotoğrafını çekerken beni fark eden genç bir kız el salladı ve gülümseyerek poz verdi. Kim olduğunu bilmiyorum ama seyahatime güzel bir iz bıraktı. Seyahatime kattığın o samimi tebessüm için teşekkür ediyorum.

Borjomi ve Ahıska birbirinden tamamen farklı iki şehir. Birinde yüz yıllardır akan doğal maden suyundan şişelerinizi doldurup ağaçların arasında keyifli bir yürüyüş yapıyorsunuz. Diğerinde ise Osmanlı’dan ve farklı medeniyetlerden kalan yapıların arasında dolaşıp Gürcistan’ın geçmişine tanıklık ediyorsunuz. Eğer Gürcistan’dan Türkgözü Sınır Kapısı üzerinden Türkiye’ye dönecekseniz, dönüş yolunda bu iki şehri rotanıza mutlaka eklemenizi öneririm.

Kalenin büyük otoparkında karavandan batan güneşi izledim ve Gürcistan turumun son gecesini burada geçirdim. Ertesi sabah Posof’un 2500 metre rakıma varan yolları beni bekliyordu…

Travelers' Map is loading...
If you see this after your page is loaded completely, leafletJS files are missing.

Gürcistan / Borjomi ve Ahıska

Gezinin videosu

Scroll to Top